DAYANIŞMA

EYH, dayanışmayı, insanların mutlaka kendilerine yönelik bir fayda beklentisi olmaksızın birbirlerine yardım etmeleri, birbirlerine destek olmaları, zorlukları, acıları ve mutlulukları paylaşmaları olarak tanımlar; dayanışmanın insan olmanın doğasında var olan yüksek değerde bir davranış tarzı olduğuna inanır. Dayanışma bir ihtiyacın karşılanmasına yönelik olmasa dahi her iki taraf için de olumlu duyguların gelişmesine katkıda bulunan ve insanın yücelmesine yol açan bir süreçtir. EYH, bireyler ve toplum kesimleri arasında psikolojik, sosyal, ekonomik, siyasi, dini, mesleki, sınıfsal ve diğer dayanışmaların önünü açacak kamusal düzenlemeler yapılmasını, dayanışmanın toplumsal dokunun sağlamlığını artırmada önemli bir unsur olarak desteklenmesi gerektiğini savunur.

Rekabetçi eğitimin, bireyin tüketici özelliğinin geliştirilmesine dayalı değer yargılarının, ekonomik gücün, bireylerin kendilerini var edişlerinin tek yolu olarak sunulduğu kalkınma modellerinin sonucunda gittikçe yalnızlaşan ve kendine yabancılaşan insanın, içine sarmallandığı kozadan çıkış yolu başkalarına değer, önem ve destek vermek ile başkaları tarafından değerli ve önemli görülmek ve başkalarınca desteklenmekle bulunabilir.

Dayanışma, toplumsal sorunların çözümünde sağlıklı ile hasta, varsılla yoksul, gençle yaşlı, güçlü ile güçsüz, çoğunluk ile azınlık, ana akımla marjinal ve benzeri farklılıklarda da başvurulması gereken bir ilkedir. Dayanışmanın temel bir strateji olarak benimsenmesi için birey, aile, topluluk ve toplum düzeyinde yapılması gerekenler olduğu gibi, uluslararası dayanışmanın sağlanabilmesi için de yapılması gerekenler vardır. EYH, dayanışma kültürünün yerleşmesi için eğitim sistemi başta olmak üzere, kamusal alanın çeşitli alanlarında adımlar atılması, uluslararası alanda liderlik yapılması gerektiği görüşündedir.

EYH, dayanışmayı, toplumsal yanlışlıkların doğurduğu sonuçların olumsuz yan etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik bir ‘inayet’ sistemi olarak görmez ve buna karşı çıkar. EYH, dayanışmayı, kamu yönetimlerinin sorumluluğundaki hizmet alanlarının bireylerin iyilikse verliğine terk edilmesi olarak da görmez; böyle bir kültür alt yapısının gelişmesini insan onuruna ve erdemliliğe aykırı bulur. Dayanışma, tüm taraflarıyla bireylerin ve toplum kesimlerinin birlikte gerçekleştirdikleri, eşitler arasında bir ilişki biçimi olarak konumlandırılmalı ve geliştirilmelidir. Erdemli Yurttaş Hareketi’nin 10 Erdem Yolu’ndan biri olan dayanışma, diğer 9 yolun başarılı uygulamaları için gereken önemli bir katalizördür.

Bir cevap yazın